SiteHekimhanlı Osman Yıldırım (Resmi Site)
SiteHekimhanlı Osman Yıldırım (Resmi Site)
Bu sayfada Hekimhanlı Osman Yıldırım’ın günlük düşüncelerini, yaşadıklarını ve hayata dair yazılarını bulabilirsiniz. Her gün yeni bir yazı eklenmektedir.
Bugün yine düşündüm…
Engin Nurşani’nin söylediği türkü aklımda dönüp duruyor…
“Bağırıyom duymuyorlar…
Çağırıyom duymuyorlar…”
İnsan bazen gerçekten böyle kalıyor…
Konuşuyor…
Ama sesi bir yere ulaşmıyor…
Anlatıyor…
Ama karşılık bulmuyor…
İçinde bir şey birikiyor…
Ama dışarı çıkmıyor…
Kalabalık var…
Ama anlaşılma yok…
İşte en ağır duygu bu…
Duyulmamak…
Görülmemek…
Anlaşılmamak…
İnsan o zaman kendi içine çekiliyor…
Sessizleşiyor…
Ama içindeki ses hiç susmuyor…
Ve sonra o türkü devam ediyor…
“Gönlüm bir güzeli sevdi…
Onu bana vermiyorlar vay…
Gönlüm bir güzeli sevdi…
Onu bana vermiyorlar vay…”
Bu sözler sadece bir anlatım değil…
Bazen hayatın kendisi…
Çünkü insan ister…
Ama her istediği olmaz…
Bazen elinden bir şey alınır…
Bazen yaklaşır gibi olur…
Ama ulaşılmaz…
Ve insan sadece bakar…
Ne tam sahip olabilir…
Ne de tamamen vazgeçebilir…
İşte o arada kalmak…
insanı yorar…
Ama hayat böyle…
Bugün bunu düşündüm…
Belki de en zor şey…
bir şeyi isteyip de ulaşamamak değil…
Onu anlatamamak…
Duyuramamak…
İçinde taşıyıp…
kimseye anlatamamak…
Ama yine de insan devam eder…
Çünkü hayat durmaz…
Ve insan da duramaz…
Her şeye rağmen yürür…
Bazen sessiz…
Bazen yorgun…
Bazen düşünerek…
Ama yürür…
© 2026 OSMAN YILDIRIM
#hekimhanlıosmanyıldırım
Bugün yine düşündüm…
Hayat çok hızlı geçiyor…
Dün vardı…
Bugün yok…
İnsan bazen fark etmiyor…
Ama zaman kimseyi beklemiyor…
Bugün şunu anladım…
En önemli şey…
kırmamak…
Çünkü kalp kırmak kolay…
ama onarmak zor…
İnsan bir sözle üzülür…
bir davranışla değişir…
O yüzden…
İnsan insana iyi gelmeli…
Bugün bunu düşündüm…
Belki küçük bir iyilik…
büyük bir değişim başlatır…
© 2026 OSMAN YILDIRIM
#hekimhanlıosmanyıldırım
Bugün düşündüm…
Dün çocukları konuştuk…
Geleceği konuştuk…
Bugün ise insanı düşündüm…
İnsan ne oldu…
Eskiden daha samimiydi…
Daha içtendi…
Şimdi herkes bir maske takmış gibi…
Gülüyor…
Ama içi başka…
Konuşuyor…
Ama kalbi başka…
İnsanlar birbirine yakın…
Ama aslında uzak…
Bugün bunu fark ettim…
En büyük eksik…
anlamak…
Birbirimizi dinlemiyoruz…
Sadece konuşuyoruz…
Ama yine de umut var…
Çünkü insan isterse değişir…
Yeter ki…
kalpten olsun…
© 2026 OSMAN YILDIRIM
#hekimhanlıosmanyıldırım
Bugün çok özel bir gün…
23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı
Bugün sadece bir bayram değil…
Bir anlam…
Bir tarih…
Bir emanet…
Bugün çocukların günü…
Geleceğin sahipleri…
Yarının umudu…
Bugün onları düşündüm…
Bir çocuğun gülüşü…
dünyayı değiştirir…
Bir çocuğun kalbi…
tertiptir…
temizdir…
Ve sonra…
Mustafa Kemal Atatürk’ü düşündüm…
O zor zamanlarda…
yokluk içinde…
savaşın ortasında…
bir millet ayağa kalktı…
Ama o sadece bugünü düşünmedi…
Yarını düşündü…
Ve o yarını…
çocuklara emanet etti…
Bu çok büyük bir şey…
Bir liderin…
en değerli şeyi…
geleceği çocuklara bırakması…
Bu bir güven…
Bu bir inanç…
Bugün o yüzden çok anlamlı…
Çünkü bu bayram…
dünyada çocuklara armağan edilen en özel günlerden biri…
Bugün çocuklara bakınca…
İnsan hem umutlanıyor…
hem de düşünüyor…
Acaba onları yeterince koruyabiliyor muyuz…
Acaba onları doğru yetiştirebiliyor muyuz…
Çünkü çocuk…
ne görürse onu olur…
Sevgi görürse iyi olur…
Saygı görürse doğru olur…
Ama kötü şeyler görürse değişir…
Bugün bu yüzden önemli…
Sadece kutlamak için değil…
anlamak için…
sorumluluğumuzu hatırlamak için…
çocukların kıymetini bilmek için…
ve onların geleceğini korumak için…
Ben de bugün şunu düşündüm…
Çocuklar gülerse…
bir ülke güler…
Çocuklar mutluysa…
gelecek güçlü olur…
Ama çocuklar üzülürse…
gelecek de karanlık olur…
Bu yüzden…
Çocukları korumak…
onlara değer vermek…
onları doğru yetiştirmek…
en büyük görevdir…
Ve en sonunda şunu söylemek istiyorum…
“Çocuğu koruyan, geleceği korur.”
“Bugün çocuk, yarın vatan.”
Ben Atatürkçüyüm…
Ve bu yolda ilerlemeye devam edeceğim…
Ne mutlu Türküm diyene.
K.Atatürk
© 2026 OSMAN YILDIRIM
#hekimhanlıosmanyıldırım
Yarın 23 Nisan…
23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı
Bugün bunu düşündüm…
Bu bayram sıradan bir gün değil…
Çocuklara verilen büyük bir değer…
Çünkü çocuk demek…
umut demek…
gelecek demek…
temiz kalp demek…
Çocuk gülerse…
evler ışık dolar…
sokaklar canlanır…
hayat güzelleşir…
Ama çocuk üzülürse…
dünya da sessizleşir…
O yüzden en önemli şey…
çocuğu korumak…
çocuğu anlamak…
çocuğu mutlu etmek…
Yarın 23 Nisan…
Ve ben şunu biliyorum…
Bir ülkenin geleceği…
çocukların gülüşünde saklıdır…
© 2026 OSMAN YILDIRIM
#hekimhanlıosmanyıldırım
Bugün aklıma eski bir anı geldi…
Pandemi yeni çıkmıştı…
Herkes evdeydi…
Ben de içeride çok sıkılmıştım…
Dayanamadım…
Kapıyı açtım…
Akülü arabama bindim…
Bu benim ilk arabamdı…
Benim için çok değerliydi…
Çok özeldi…
İlk defa böyle özgür hissetmiştim…
Yola çıktım…
Yol boyu dolaşıyordum…
Biraz hava aldım…
İçim açıldı…
Ama benim araba sessiz değildi…
Tekerleklerinden ses geliyordu…
“takıt takıt” diye…
Mahalleli o sesi duyunca hemen anlıyordu…
“Aha Osman geliyor!” diyorlardı…
Ben daha görünmeden sesim gidiyordu…
Ben zaten her gün gidip geliyordum…
Yaklaşık 190 metre yol…
Ama ben normal gitmezdim…
Hızlı giderdim…
Bir günde bazen
10–15 kere gidip geliyordum…
Derken bir gün yine dolaşırken…
Polisleri gördüm…
Bir anda panik oldum…
“Beni yakalayıp ceza yazarlar” diye düşündüm…
Hemen bir yer aradım…
Babaannemin damının arkasında
bir yer vardı…
Oraya kaçtım…
Saklandım…
Kalbim hızlı atıyordu…
Polisler gitti…
Ben de hiç beklemeden çıktım…
Bu sefer tam gaz eve doğru…
O kadar hızlı gidiyordum ki…
1 dakika içinde eve vardım…
Kendi kendime dedim ki…
“Uçak olsa bu kadar hızlı gitmez!”
Hem korku vardı…
Hem heyecan…
Ama en önemlisi…
Bu benim ilk arabamdı…
Ve o günler…
Hiç unutulmaz…
Ama şimdi düşününce…
Mahallelinin “Aha Osman geliyor!” dediği o ses…
Ve benim o hızım…
Hâlâ yüzümü güldürüyor…
© 2026 OSMAN YILDIRIM
#hekimhanlıosmanyıldırım
Bugün düşündüm…
Eskiden çocukluk vardı…
Sokak vardı…
Oyun vardı…
Gerçek hayat vardı…
Şimdi ise tablo çok farklı…
Sosyal medya var…
Dizi var…
Ekran var…
Çocuklar artık sokakta değil…
Ekranın içinde büyüyor…
Ve bu basit bir değişim değil…
Bu bir yön değişimi…
Çünkü çocuk ne görürse onu öğrenir…
Instagram","sosyal medya platformu"], TikTok ve diziler…
Çocuğun dünyasını şekillendiriyor…
Ama burada sorun şu…
Gerçek hayatla ekran dünyası karışıyor…
Ve çocuk hangisi gerçek, bazen ayırt edemiyor…
En tehlikelisi de bu…
Bu durum artık normalmiş gibi görülüyor…
Kimse durup sormuyor…
“Biz ne yapıyoruz?” diye…
Çocuk dışarı çıkmıyor…
Koşmuyor…
Düşmüyor…
Deneyimlemiyor…
Sadece izliyor…
Ve izleyen çocuk…
gerçek hayatı yaşamayı öğrenemeyebilir…
Bugün bunu düşündüm…
Eğer bir nesil ekranın içine hapsolursa…
gerçek hayatla bağ zayıflar…
Ve bu bağ zayıfladığında…
toplumda çok farklı sorunlar ortaya çıkabilir…
okul ortamları da dahil olmak üzere…
Bu yüzden önemli olan şey…
Sadece yasaklamak değil…
doğru yönlendirmek…
ilgi göstermek…
ve çocuğu hayata bağlamak…
Çünkü çocuk ne görürse onu olur…
© 2026 OSMAN YILDIRIM
#hekimhanlıosmanyıldırım
Bugün düşündüm…
Mustafa Kemal Atatürk ne demiş…
“Küçük hanımlar, küçük beyler! Sizler hepiniz geleceğin bir gülü, yıldızı ve ikbal ışığısınız. Memleketi asıl ışığa boğacak olan sizsiniz. Kendinizin ne kadar önemli, değerli olduğunuzu düşünerek ona göre çalışınız. Sizlerden çok şey bekliyoruz.…”
Bu sözleri düşündüm…
Ve sonra bugüne baktım…
Şimdi çocuk ne oldu…
Eskisi gibi mi…
Sanki değil…
Çocuklar artık daha erken büyüyor…
Oyun azalmış…
Masumiyet azalmış…
İnsan üzülüyor…
Bir de şunu düşündüm…
Aslında her şey evde başlıyor…
Anne…
Baba…
Çocuğa ne gösterirse…
Çocuk onu öğrenir…
Eğer anne baba derse ki…
“Mustafa Kemal Atatürk’ün yolundan git…”
Çocuk doğruyu öğrenir…
Saygıyı öğrenir…
Sevgiyi öğrenir…
Ve iyi insan olur…
Çünkü çocuk…
Gördüğüyle büyür…
Ben de kendimi düşündüm…
5 Mayıs’ta 23 yaş olacağım…
Ama bazen hissediyorum ki…
Sanki 50 yaşındayım…
Çünkü hayat bana erken öğretti…
Bugün şunu anladım…
İyi bir gelecek istiyorsak…
İyi çocuklar yetiştirmeliyiz…
Bu da…
Anne ve babayla başlar…
Çocuk düzelirse…
Gelecek düzelir…
Gelecek düzelirse…
Türkiye düzelir…
© 2026 OSMAN YILDIRIM
#hekimhanlıosmanyıldırım
Bugün düşündüm…
Hava kapalı…
Gökyüzü gri…
Soğuk…
Sessiz…
Ama fark ettim ki…
Sadece hava değil…
İnsanlar da kapalı…
İnsan oğlunun içinde
bir karanlık var artık…
Bir yüzü var…
Kimseye göstermediği…
Gülüyor…
Ama içi başka…
Konuşuyor…
Ama kalbi başka…
Tıpkı bugün gibi…
Dışarıdan sakin…
Ama içinde ağırlık…
İnsan değişmiş…
Eskisi gibi değil…
Daha sert…
Daha soğuk…
Merhamet azalmış…
Samimiyet kaybolmuş…
Ve en kötüsü…
İnsan artık bunu normal sanıyor…
Bugün düşündüm…
Hava kapalıysa…
İnsan da kapalı…
Ama yine de…
Her karanlığın bir sonu vardır…
Belki bir gün…
Hem hava…
Hem insan…
Aydınlanır…
© 2026 OSMAN YILDIRIM
#hekimhanlıosmanyıldırım
Bugün yine düşündüm…
Kendi adımı düşündüm…
Benim adım Osman Yıldırım…
Bir gün merak ettim…
Google’a yazdım…
“Osman Yıldırım” diye arattım…
Karşıma o kadar çok kişi çıktı ki…
Aynı isim…
Aynı soyisim…
Bir an durdum…
Kendi kendime düşündüm…
“Ben hangisiyim?”
Kalabalık bir isim içinde kaybolmuş gibiydim…
Ama sonra fark ettim…
İnsanları isimleri değil…
yaşadıkları, düşündükleri ve bıraktıkları izler ayırır…
Ben de sıradan olmak istemedim…
Sadece bir isim gibi kalmak istemedim…
O an bir karar verdim…
Kendime ait bir kimlik oluşturdum…
Hekimhanlı Osman Yıldırım 44
Ve o “44” benim için sadece bir sayı değil…
Bir hatırlatma…
Bir bağ…
Bir yön…
Beni geçmişime bağlayan…
Köklerimi unutturmayan bir işaret…
Nereden geldiğimi…
Kim olduğumu…
Ve hangi yolda yürüdüğümü anlatıyor…
Artık sosyal medyada da…
Ve web ortamında da…
kendimi böyle tanıtıyorum…
Hekimhanlı Osman Yıldırım 44
Bu isim bana ait…
Bu yol bana ait…
Ve şunu da fark ettim…
İnsan kendine sahip çıkarsa…
Kim olduğunu kaybetmez…
Kendi yolunu çizer…
Kendi izini bırakır…
Kendi anlamını yaratır…
Ben de bunu yaptım…
Ve sonunda şunu söyledim…
Adım uzun olabilir…
Ama ben sıradan değilim…
Ben kendime aitim…
© 2026 OSMAN YILDIRIM
#hekimhanlıosmanyıldırım
Bugün Türkiye’yi düşündüm…
Ve artık şunu net görüyorum…
Bir şeyler yolunda değil.
Toplumda ciddi bir kopukluk var…
İnsanlar birbirini dinlemiyor…
Sadece konuşuyor…
Kimse karşısındakini anlamaya çalışmıyor…
Herkes kendi doğrusunu dayatıyor…
Saygı azalmış…
Sabır tükenmiş…
Empati zayıflamış…
En küçük meseleler bile büyüyor…
Basit bir söz bile tartışmaya dönüşüyor…
İnsanlar yan yana ama aslında uzak…
Aynı ortamda ama farklı dünyalarda yaşıyor gibi…
Ve en tehlikelisi şu…
Bu durum normalmiş gibi kabul edilmeye başlanıyor…
Ama bu normal değil…
Bu bir alışma hali…
Bu bir sessiz bozulma…
Toplum yavaş yavaş birbirinden kopuyor…
İnsan insanı anlamayınca…
Güven de kalmaz…
Bağ da kalmaz…
Ama yine de şunu biliyorum…
Bu gidişat değişebilir…
Çünkü sorun sadece dışarıda değil…
İnsanın içinde de başlıyor…
Biraz durmak…
Biraz dinlemek…
Biraz anlamaya çalışmak…
Bunlar değişirse…
Her şey değişebilir…
Ama aksi olursa…
Bu uzaklık daha da büyür…
Ve en sonunda…
Herkes kendi içine kapanır…
“En büyük kayıp, birbirimizi anlamayı bırakmaktır.”
Allah rızası için…
Bize ne oldu…
Bu ülke neden böyle oldu…
Birbirimizi kaybedersek…
Geride ne kalır…
© 2026 OSMAN YILDIRIM
#hekimhanlıosmanyıldırım
Bugün yine düşündüm…
Ben hiç çocuk olmadım…
Benim çocukluğum…
Diğer çocuklar gibi değildi…
Oyunlarla değil…
Hastanelerle geçti…
Çok iğne oldum…
Çok ilaç içtim…
Hastane koridorları…
Beklemeler…
Hepsi çocukluğumun bir parçası oldu…
Küçük yaşta…
Sabretmeyi öğrendim…
Bazen korktum…
Bazen canım yandı…
Ama sustum…
İçimde yaşadım…
Diğer çocuklar oyun oynarken…
Ben tedavi oluyordum…
Onlar koşarken…
Ben bekliyordum…
Bu yüzden erken büyüdüm…
Belki çocukluğumu yaşayamadım…
Ama güçlü olmayı öğrendim…
Şimdi büyüdüm…
Ama o günler içimde duruyor…
Hastane deyince hâlâ içim sıkılıyor…
Ama yine de…
Hayata tutunuyorum…
Zor olsa da…
Yaşamaya devam ediyorum…
Çünkü umut…
Hâlâ içimde…
© 2026 OSMAN YILDIRIM
#hekimhanlıosmanyıldırım
Bugün yine güzel bir şeyi düşündüm…
Teyzemin görümcesinin iki çocuğu var…
Onlarla aramız çok iyi…
Sadece akraba değiliz…
Aynı kafadayız…
Aynı düşüncedeyiz…
Üçümüz de
Mustafa Kemal Atatürk’ü seven…
Onun yolunu benimseyen…
Onun düşüncelerine değer veren insanlarız…
Bu ortak düşünce…
Bizi birbirimize daha da yakınlaştırıyor…
Aramızdaki bağı daha güçlü yapıyor…
Özkan abim…
Özhan abim…
İkisi de benim için sadece akraba değil…
Gerçekten değer veren insanlar…
Bir gün akülü arabam bozulmuştu…
Evde oturuyordum…
O sırada beni aradılar…
“Osman ne yapıyorsun?” dediler…
Ben de dedim ki…
“Evde uğraşıyorum abi…”
“Niye dışarı çıkmıyorsun, pazara çarşıya gitmiyor musun?” dediler…
Ben de söyledim…
“Arabam bozuldu abi…”
Sonra ne oldu biliyor musun…
Hiç düşünmeden…
Beni düşündüler…
Bana akülü araba aldılar…
Yolladılar…
O an…
Gerçekten çok duygulandım…
Çok mutlu oldum…
Çünkü bu sadece bir yardım değildi…
Bu, beni önemsemekti…
Beni unutmamak demekti…
Bir de ne zaman Hekimhan’a gelseler…
Mutlaka yanıma uğrarlar…
Benimle sohbet etmeden…
Hatırımı sormadan gitmezler…
Bu benim için çok büyük bir şey…
İnsan bazen küçük şeylerle mutlu olur…
Ama aslında o küçük şeyler…
Çok büyük anlam taşır…
Ben de buradan söylemek istiyorum…
İyi ki varsınız…
İyi ki hayatımdasınız…
Özkan abim…
Özhan abim…
Sizi çok seviyorum…
Allah sizden razı olsun…
İyi insan az bulunur…
Ama bulundu mu…
Hayatı güzelleştirir…
Biz Atatürkçüyüz…
Ne mutlu Türküm diyene.
© 2026 OSMAN YILDIRIM
#hekimhanlıosmanyıldırım
Bugün düşündüm…
Bir çiçek…
Toprağın içinden sessizce çıkar…
Kimse görmeden büyür…
Yavaş yavaş güçlenir…
Güneşi hisseder…
Yağmuru görür…
Rüzgârı tanır…
Bazen zorlanır…
Bazen eğilir…
Ama yine de hayata tutunur…
Sonra bir gün…
Açar…
Renkleri ortaya çıkar…
Güzel olur…
İnsanın içini açar…
Bakanı mutlu eder…
Ama o güzellik…
Sonsuza kadar sürmez…
Bir gün gelir…
Sessizce solar…
Ağır ağır çekilir…
Hiç gürültü yapmadan…
Hiç kimseye yük olmadan…
İşte hayat da böyle…
İnsan da bir çiçek gibidir…
Doğar…
Büyür…
Yaşar…
Sevinir…
Üzülür…
Ve bir gün…
Yolculuğunu tamamlar…
Ama geriye kalan en önemli şey şudur:
Nasıl hatırlandığı…
Ben de bugün bunu düşündüm…
Bir gün ben olmasam bile…
Beni hatırlayanlar beni şöyle bilsin isterim:
“Osman vardı…
Çok akıllıydı…
Hayata rağmen güçlüydü…
Telefonunu bile burnuyla kullanarak kendi yolunu buluyordu…
Ama hiç pes etmiyordu…”
Ve aynı zamanda…
Mustafa Kemal Atatürk’ün fikirlerine bağlı, Atatürkçü bir insandı…
Onun fikirleri ona yol gösteriyordu…
Onun düşünceleri ona güç veriyordu…
İşte benim için en önemli şey bu…
Pes etmemek…
Devam etmek…
Ve iz bırakmak…
Çünkü insan gider…
Ama bıraktığı iz kalır…
Bir çiçek gibi…
Kısa ama güzel…
Kısa ama anlamlı…
Ve kalpte yer eden…
© 2026 OSMAN YILDIRIM
#hekimhanlıosmanyıldırım
Bugün biraz kendimi düşündüm…
Her gün aynı gibi geçiyor bazen…
Aynı saatler…
Aynı şeyler…
Ama aslında öyle değil…
Her günün içinde küçük farklar var…
Küçük hisler var…
İnsan fark etmese bile…
İçinde bir şeyler değişiyor.
Bazen içim sıkılıyor…
Bazen hiçbir şey yapmak istemiyorum…
Sanki her şey durmuş gibi geliyor…
Ama sonra düşünüyorum…
Hayat böyle…
İyi gün var…
Kötü gün var…
Mutlu an var…
Zor an var…
Engelli olmak zaten zor…
Bunu en iyi ben biliyorum…
Bazen kimse anlamıyor gibi geliyor…
Sanki içimde olanları kimse görmüyor…
Ama yine de susuyorum…
Kendi içimde yaşıyorum…
Yine de devam ediyorum…
Kendi kendime yetmeye çalışıyorum…
Kendi yolumu buluyorum…
Yavaş da olsa ilerliyorum…
Kolay değil…
Gerçekten kolay değil…
Ama imkânsız da değil…
Bazen küçük bir şey bile mutlu ediyor…
Bir söz…
Bir an…
Bir hatırlanmak…
İnsan aslında çok şey istemiyor…
Sadece anlaşılmak istiyor…
Bugün şunu fark ettim:
İnsan ne yaşarsa yaşasın…
İçinde bir güç kalıyor…
Ve o güç…
Onu ayakta tutuyor.
Ben de ayakta duruyorum…
Belki herkes gibi değil…
Belki daha yavaş…
Ama pes etmeden…
Düşe kalka…
Ama devam ederek…
Çünkü biliyorum ki…
Hayat zor olsa da…
Yaşamaya değer.
Ve ben de kendi hayatımı…
Kendi yolumda…
Devam ettiriyorum.
© 2026 OSMAN YILDIRIM
#hekimhanlıosmanyıldırım
Bugün kendi hayatımı düşündüm…
Bir günüm nasıl geçiyor diye…
Gece saat 02.00’de uyuyorum…
Sabah 09.00’da uyanıyorum…
Kahvaltımı yapıyorum…
Sonra saat 10.00 gibi
ERTV Güne Bakış programını açıyorum…
Saat 12.56’ya kadar izliyorum…
Haberleri takip etmek hoşuma gidiyor…
Haberler bittikten sonra
Kekliğimle ilgileniyorum…
Eskiden 3 tane kekliğim vardı…
Ama 2 tanesi öldü…
Şimdi 1 tane kaldı…
Onunla ilgileniyorum…
Onunla vakit geçiriyorum…
Bana iyi geliyor…
Bazen sıkılıyorum…
O zaman telefonu kullanıyorum…
Hayatımı büyük ölçüde telefonla sürdürüyorum…
Her şeyi kendi imkanlarımla yapıyorum…
Bazen zor oluyor…
Ama yine de devam ediyorum…
Engelli olmak kolay değil…
Bazen insanın gücü yetmiyor…
Bazen yavaşlıyor…
Bazen yoruluyor…
Ama yine de hayat devam ediyor…
Ben de elimden geleni yapıyorum…
Pes etmiyorum…
Kendi yolumu bulmaya çalışıyorum…
Küçük şeylerle bile mutlu olmayı öğreniyorum…
Boş zamanlarımda
TikTok ve Instagram’da videolar paylaşıyorum…
Mustafa Kemal Atatürk’ün sözleri bana güç veriyor…
İçimi rahatlatıyor…
“Hayatta en hakiki mürşit ilimdir”
Bu söz benim yolumu aydınlatıyor…
Hava güzelse dışarı çıkıyorum…
Akülü arabamla dolaşıyorum…
Temiz hava almak iyi geliyor…
Eve dönünce kulaklığımı takıyorum…
Türkü dinliyorum…
Saatlerce…
Türküler benim için sadece müzik değil…
Sanki bir dost gibi…
Beni anlayan, bana eşlik eden bir şey gibi…
Ve şunu da söylemek istiyorum…
Allah tüm engellilere yardım etsin…
Onlara güç versin…
Dayanma gücü versin…
Çünkü bazen hayat gerçekten zor olabiliyor…
Ama yine de…
İnsan yaşamak için bir sebep buluyor…
İşte benim bir günüm böyle…
Sakin…
Ama güçlü…
Ve bana ait…
© 2026 OSMAN YILDIRIM
#hekimhanlıosmanyıldırım
Bugün biraz dünyayı düşündüm… İyi insanlar var mı diye düşündüm…
Bazen insan böyle düşünür… Gerçekten iyi insanlar kaldı mı diye…
Sonra aklıma bir anı geldi… Ve içim birden değişti.
2019 yılını hiç unutmuyorum… O gün ben 16 yaşındaydım… Şimdi üzerinden 7 yıl geçti… Ama o gün hâlâ dün gibi aklımda.
O zamanlar dedem vefat etmişti… İçim çok doluydu… Çok üzgündüm… İçimde tarif edemediğim bir boşluk vardı…
O sırada dediler ki… Hülya Kaya buraya gelmiş… ERTV Güne Bakış için yayın yapıyormuş.
İçimden bir istek geldi… Gitmek istedim… Onu görmek istedim…
Ağladım… “Beni oraya götürün” dedim.
Babam beni kırmadı… Beni aldı… Ve oraya gittik.
O anı hiç unutmuyorum…
Kalabalık vardı… Ama benim için sadece o an önemliydi…
Ve o gün tanıştık…
Ama o gün sıradan bir gün değildi… Benim için çok özel bir gündü… Belki de hayatımda bir dönüm noktasıydı.
O gün bugündür… O benim ablam oldu.
Sadece bir tanıdık değil… Gerçekten kalbime dokunan biri oldu.
İyi ki tanışmışız…
Bana çok destek oldu… Beni anladı…
İlk akülü arabamı hediye etmesi benim için çok büyük bir şeydi… Çünkü bu sadece bir hediye değil… Bir değer, bir hatıraydı…
Başka biri olsa belki ilgilenmezdi… Ama o öyle yapmadı.
Allah razı olsun…
İyi ki Hülya ablam var…
23 Eylül 2025’i de hiç unutmuyorum… Onun yanına gittim… Sürpriz yaptım…
Onu görünce içim çok mutlu oldu… O gün benim için çok özeldi…
Bazen insan düşünür… Kim gerçekten yanında diye…
Ve anlar ki… Herkes olmaz… Ama bir kişi gerçekten kalpten olur.
Eğer bir gün ben yazmazsam… “Osmancık bugün yazmadı” diye düşünmesi bile beni mutlu eder…
Çünkü hatırlanmak… Unutulmamak… Bazen insan için en büyük şeydir.
Bugün şunu anladım:
Evet… Bu dünyada hâlâ iyi insanlar var…
Ve ben onlardan biriyle tanıştım…
İyi ki de tanışmışım…
© 2026 OSMAN YILDIRIM
#hekimhanlıosmanyıldırım
Bugün biraz ailemi düşündüm… ama bu sefer yanımda olan ve bana destek verenleri düşündüm.
Benim bir dayım var… çok iyi bir insan. Sadece bir dayı değil; hayatımda büyük bir yer tutuyor. Her zaman yanımda oldu, beni dinledi ve yol gösterdi… bazen sessizce, bazen sözleriyle… ama hep destek oldu.
Onun üç çocuğu var… ama biz öyle kuzen gibi değiliz; sanki öz kardeş gibiyiz. Aslında biz… 5 kardeş gibiyiz.
Okan, Oktay ve Elif… üçü de benim için çok değerli. Ama içlerinden biri var ki yeri bende başka: Okan. Benim için sadece kuzen değil; gerçek bir kardeş gibi.
Bir dönem psikolojim bozuldu… içim sıkıldı, zor zamanlar geçirdim… ama bunu anneme, babama anlatmadım; içimde tuttum. Gidip Okan’a anlattım. O dinledi, anladı ve yanımda oldu. Yalnız olmadığımı hissettirdi, içimi biraz olsun hafifletti.
Oktay ve Elif de benim için çok değerli; onlar da hayatımın bir parçası.
Gerçek kardeşlik sadece kan bağı değil; anlamak, yanında olmak ve destek olmaktır.
İyi ki varlar… iyi ki hayatımdalar.
© 2026 OSMAN YILDIRIM
#hekimhanlıosmanyıldırım
Dün dışarı çıktım…
Dipsiz Göl’e gittim, annem, babam ve kardeşimle birlikteydim. Onlarla olmak güzel hissettirdi; konuşmalar, gülüşmeler… hepsi o anı özel kıldı.
Göl çok güzeldi; su sakin ve berraktı, etraf sessizdi. Doğanın huzuru içimi sarıyordu.
Ağaçlara baktım, kuşlar ötüyordu, rüzgar hafifçe esiyordu. Her şey öylesine doğal ve güzel görünüyordu ki içimde dinginlik hissettim.
Hiçbir şey düşünmeden sadece izledim; gölün kenarında durdum, derin bir nefes aldım ve biraz olsun rahatladım.
Hayat bazen hızlı ve karmaşık gelir. Ama böyle anlar hatırlatıyor ki, sade bir doğa ve sevdiklerinle geçirilen zaman… en güzel şeyler bunlar.
O gün; göl, sessizlik, ailem… hepsi birleşince içim huzurla doldu.
Ve fark ettim ki, bazen sadece "güzel bir an" yeterlidir… mutlu olmak için.
© 2026 OSMAN YILDIRIM
#hekimhanlıosmanyıldırım
Bugün ailemi uzun uzun düşündüm…
Hayat bazen zor. Engelli olmak kolay değil. Bazen yoruluyorum, bazen içime kapanıyorum, bazen de kimse anlamıyor gibi hissediyorum.
Ama sonra etrafıma bakıyorum ve bir şeyi tekrar hatırlıyorum:
Ben yalnız değilim.
Annem, babam, kardeşim… Hep yanımdalar.
Ben düştüğümde tutuyorlar. Yorulduğumda destek oluyorlar. Sustuklarımı bile anlıyorlar.
Şunu çok iyi anladım: Engelli bir insan için aile sadece aile değildir.
El olur, ayak olur, güç olur.
Yapamadığını tamamlar, eksik kalan yeri doldurur. Hiç şikâyet etmeden, sessizce yanında durur.
Annemin sabrı, babamın gücü, kardeşimin desteği… Hepsi benim hayatımın bir parçası.
Kardeşim bazen bir arkadaş, bazen bir güç… Ama en önemlisi, hep benimle.
Belki herkes görmez, belki herkes anlamaz… Ama ben biliyorum:
Bu destek olmasa, bu kadar güçlü olamazdım.
Bugün içimden bir dua geçti:
Allah tüm engelli ailelerine sabır, güç ve dayanma kuvveti versin.
Çünkü onlar büyük bir yük taşıyor… Ama bunu sevgiyle taşıyor.
Ben de ailem olduğu için her gün şükrediyorum.
Çünkü en büyük şansım… onların yanımda olması.
© 2026 OSMAN YILDIRIM
#hekimhanlıosmanyıldırım
Bugün kendimi düşündüm…
6 aydır kış vardı… Soğuk, gri, sessiz… Ben de dışarı çıkmıyordum. Evdeydim… alıştım artık.
Dün hava güzeldi… Güneş biraz yüzünü gösterdi… Ben de dışarı çıktım.
Annemle, babamla gittim… Biraz dolaştık… Temiz hava, güneş… Bana iyi geldi.
Ama sonra… Güneş beni çarpmış. Başım ağrıyor… Hasta gibi hissettim.
Engelim olduğu için Dışarı çıkmak kolay değil… Ama bugün gördüm ki Sadece dışarıda olmak, güneşi hissetmek bile değerliymiş.
Kış uzun ve yorucu geldi bana… Evde kalmak kolaydı, Ama ruhum biraz sıkılmıştı…
Şunu anladım: İnsan hareketsiz olsa da Güneş, hava, biraz dışarıda olmak İçinde bir şeyleri değiştiriyor.
Bugün biraz kötüyüm… Ama geçer…
Yarın yine güneşi göreceğim Ve bu bana yetiyor.
Kış bitiyor… Güneş geri geliyor… Ben de yavaş yavaş yeniden kendimi hissetmeye başlayacağım.
Ve bunu bilmek… Bana umut veriyor.
© 2026 OSMAN YILDIRIM
#hekimhanlıosmanyıldırım
Bugün yine eski dizileri düşündüm… Ve içimden bir cümle geçti:
“Eskiden gerçekten daha güzeldi…”
Bir süre durdum…
Hiçbir şey yapmadan,
Sadece geçmişi hatırladım.
Aklıma bir sürü dizi geldi:
Geniş Aile
Cennet Mahallesi
Yabancı Damat
Akasya Durağı
Küçük Ağa
Çiçek Taksi
Kertenkele
Sihirli Annem
Selena
Bez Bebek
En İyi Arkadaşım
Çocuklar Duymasın
Kalbim Ege
Yeni Gelin
Kuzey Yıldızı: İlk Aşk
Hepsi bir zamanın parçası…
Hepsi ayrı bir hatıra…
O dizilerde bir sıcaklık vardı.
Zorlama değildi…
Doğaldı…
Samimiydi…
İnsan izlerken gerçekten gülerdi.
Bazen düşünürdü…
Bazen de hiç fark etmeden mutlu olurdu.
O zamanlar izlemek başkaydı…
Ailece izlenirdi,
beklenirdi
ve kıymeti bilinirdi.
Şimdi her şey var…
Ama o eski tat yok.
Bugün şunu anladım:
Aslında sadece dizileri değil,
o günleri özlüyorum.
O anları…
O sade mutluluğu…
Hiçbir şey düşünmeden geçirilen o zamanları…
İnsan büyüyor,
zaman geçiyor…
Ama bazı şeyler kalıyor.
Ben de bugün onları hatırladım.
İçimden sadece şu geçti:
“İyi ki vardı… İyi ki yaşadım…”
© 2026 OSMAN YILDIRIM
#hekimhanlıosmanyıldırım
Dün akşam Arka Sokaklar izledim. Sakin bir akşamdı… sadece oturdum ve izledim.
İzlerken fark ettim ki eskiden diziler daha güzeldi; hikâyesi vardı, duygusu vardı… kendimi bulurdum. Şimdi diziler var ama eskisi gibi değil. Ama bir şey değişmedi: hâlâ Arka Sokaklar var.
20 yıldır devam ediyor… ben de 23 yaşındayım, yani diziyi hayatımın büyük kısmında izledim. Çocukluğumdan beri onunla büyüdüm ve hâlâ izliyorum. İnşallah 30 yıl boyunca da devam eder; hayatımın neredeyse yarısı boyunca… belki ben yaşlanınca da ekranda olacak ve ben yine izliyor olacağım.
Dizi bana bir zaman kapsülü gibi geliyor; geçmişimi, bugünümü ve belki geleceğimi bir araya getiriyor. İzlerken içimden şunu söyledim: “Eskiden daha güzeldi…” Ama şimdi de değerli; çünkü bu diziyi izlemek geçmişi hatırlamak, kendimi hatırlamak demek.
Bazen insan hem geçmişi özler hem de bugünde kalır. Ben de öyle yaptım… dün akşam izledim ve 20 yıldır süren, belki 30 yıl sürecek o hikâyeyi kendi hayatımın içinde hissettim.
© 2026 OSMAN YILDIRIM
#hekimhanlıosmanyıldırım
Bugün durdum…
Sadece nefes aldım.
Ne kadar plan yaparsam yapayım,
Bazen işler istediğim gibi gitmiyor.
Bazen engel oluyor, bazen zaman…
Ama yine de devam ediyorum.
Kaç aydır psikolojim bozuktu…
Şimdi ise yavaş yavaş iyileşiyorum.
Küçük adımlar, küçük mutluluklar…
Bunlar bana yetiyor.
Küçük şeyler yetiyor bana.
Bir gülüş, bir söz, bir an…
Onlar yetiyor, yavaş yavaş huzuru bulmaya.
Engelim varsa da,
Yavaş ilerliyorsam da…
Bu benim yolum.
Ve ben buna hazırım.
Bugün bunu hatırladım:
Her şey hemen düzelmez belki…
Ama her adım bir ilerlemedir.
Her nefes bir kazançtır.
Psikolojim düzelmeye başladı…
Ve bu bana yetiyor.
Bunu görmek, hissetmek…
Yeter ki vazgeçmeyeyim.
Bugün ayakta kaldım…
Ve bu bana yetiyor.
© 2026 OSMAN YILDIRIM
#hekimhanlıosmanyıldırım
Bugün yine derin derin düşündüm…
Hayat ne kadar değişmiş, biz ne kadar değişmişiz.
Bir an durdum…
Ve içimden şu söz döküldü:
Oğlum Osman, niye büyüdün sen?
Çocukken çok daha mutluydun…
Çünkü o zamanlar…
Her şey daha sadeydi.
Her şey daha anlamlıydı.
İlk telefonum Nokia 5230…
Elime aldığımda mutlu olurdum.
Ne hızı vardı, ne gösterişi…
Ama kalbimde kocaman bir huzur vardı.
O zamanlar ne Facebook vardı,
Ne Instagram,
Ne WhatsApp,
Ne TikTok…
Sadece SMS vardı.
Ve o SMS’ler bile kalptendi.
Azdı belki… ama özdü.
Zaman yavaştı…
Hayat sakindi…
Bir gün bitmez gibi gelirdi…
Bir gülüş saatler sürerdi.
Şimdi ise…
Her şey çok hızlı…
5G çıktı, internet ışık hızında…
Telefonlar hızlı, zaman hızlı…
Ama insanın içi aynı hızla yoruluyor.
Bir mesaj gelince sevinirdik…
Beklerdik… sabrederdik…
Ve o tek mesaj,
Bazen bütün günümüzü güzelleştirirdi.
Şimdi yüzlerce bildirim geliyor…
Ama hiçbiri eskisi gibi kalbe dokunmuyor.
O günlerde;
Az vardı ama değerliydi…
Yavaş vardı ama anlamlıydı…
Sessizlik vardı… ama huzur doluydu.
Bazen düşünüyorum…
Keşke o günleri geri getirebilsek…
Ama insan büyüyünce…
Her şeyi kafasına takıyor…
Her sözü, her bakışı, her anı…
Kalbine yük ediyor.
Ama ben hâlâ inanıyorum…
İçimizdeki çocuk kaybolmadı…
Sadece sessizleşti.
Belki yapmamız gereken…
O çocuğu tekrar hatırlamak…
Biraz daha az düşünmek…
Biraz daha çok hissetmek…
Çünkü bazen mutluluk…
Geçmişi hatırlamak kadar,
O sadeliği ve huzuru yeniden bulabilmektir.
Bugün biraz yavaşladım…
Biraz sustum…
Biraz da kendimi dinledim…
Ve anladım ki:
En güzel anlar…
En sade olanlardır.
Ve en değerli olan…
Kalbimizdeki o çocuk hâlâ bizimle…
©.2026 OSMAN YILDIRIM
#hekimhanlıosmanyıldırım
Bugün yeni bir ayın ilk günü… Nisan ayı geldi ve bana her zaman yenilenme, umut ve tazelenme hissi veriyor. Geçmişte yaşadığım zorlukları bir kenara bırakıp, yeni başlangıçlara odaklanmak için güzel bir fırsat.
Hayat, bazen beklenmedik sürprizlerle dolu. İnsan ne kadar plan yaparsa yapsın, bazen işler istediğimiz gibi gitmez. Ama önemli olan, her durumda dimdik ayakta durabilmek ve içimizdeki ışığı kaybetmemek.
Ben bugün kendime, küçük ama anlamlı hedefler koydum:
•Her gün bir şeyler öğrenmek,
•Sevdiğim insanlara daha çok değer vermek,
•Ve en önemlisi, kendi iç huzurumu korumak.
Engeller ne kadar büyük olursa olsun, her birini aşmak mümkün. Her düşüş, yeniden kalkmanın bir parçası ve her karanlık, sonunda aydınlığa çıkar. Bugün Nisan ayının ilk günü… ve ben her yeni güne umutla başlamaya kararlıyım.
Bu ay, kalbimdeki sevgiyi, azmi ve sabrı büyüteceğim. Her gün bir şeyler yazmak, bana sadece huzur vermiyor; aynı zamanda hayata karşı güçlenmemi sağlıyor.
Bugün, kendime ve hayata bir kez daha söz verdim: Ne olursa olsun, yazmaya, paylaşmaya ve ileriye bakmaya devam edeceğim.
© 2026 OSMAN YILDIRIM
#hekimhanlıosmanyıldırım
Bugün yine güne merhaba dedim. Hayat zor ve ağır olabilir; ama ben pes etmeyi bilmem. Engeller ne kadar büyük olursa olsun, içimizdeki ışık yolumuzu aydınlatır.
Küçük mutlulukları keşfetmeyi öğrendim; bir kuşun cıvıltısı, rüzgârın yüzüme dokunuşu, basit anlar… Bu anlar birikir ve kalbimi güçlendirir.
Her gün yazmak benim için bir alışkanlık ve terapi. Düşüncelerimi, hislerimi ve hayallerimi kağıda dökmek içimdeki fırtınayı sakinleştiriyor. Geçmişi değiştiremeyiz ama bugün ve yarın için umutla ilerleyebiliriz.
Bazen yalnız hissediyorum, bazen dünya ağır geliyor… Ama her düşüş, yeniden kalkmanın fırsatıdır. Her engel, sabrın ve azmin sınavı. Ben hazırım; engelleri aşmak ve ışığımı göstermek için.
Bugün kendime söz verdim: Her gün yazacağım, duygularımı paylaşacağım ve asla vazgeçmeyeceğim. Hayat her ne olursa olsun, değerli ve yaşanmaya değer.
© 2026 OSMAN YILDIRIM
#hekimhanlıosmanyıldırım